‘’Ben hiç kimseyi yemiyorum…. ‘’

Bundan yaklaşık 9-10 sene önce başlamıştı benim vejetaryenlik beslenmem. Bir gün her zamanki gibi ailemle bir kebapçıya gitmiştik, siparişimiz geldi ve önüme adana kebap koyuldu, bir parçasını kesip ağzıma attım, çiğnediğim et parçasını yuttum, fakat birden bire çok rahatsız olmuştum. ‘’Ben et yiyemiyorum, ben et yiyemem dedim…’’ Ve o günden itibaren et ve tavuk ürünlerini hiç yiyemiyorum, yemek istemedim. Sadece balık ve deniz ürünlerini yiyebiliyordum. Evdeki tüm kürk, deri montlarımı ve deri çantalarımı komşulara dağıttım. Biran önce onlardan kurtulmak istiyordum. Kendi kendime diyordum ki, bunca sene ben nasıl et yemişim ve deri ürünlerini kullanmışım diye, bir tek ayakkabılarımın birkaç tane deri olanı kalmıştı, onların hepsini atamadım çünkü yerine yenisini almak gerekirdi, o da ayrı bir masraftı tabi ki. Hindistan’dan döndükten sonra balığı da bıraktım. Artık tamamen vejetaryen olmuştum, vejetaryenlik bundan sonra benim yaşam tarzım olmuştu. Ve hiç kimse bana küçüklüğümdeki gibi artık zorla et yediremiyordu. Gerçekten de en zoru Kazakistan’a gittiğim zamanlar olmuştu, çünkü bizim oralar tamamen etçilerdi. Her gittiğim misafirlikte önüme et yemekleri sunuluyordu. Bende artık eti bıraktım, et yemiyorum dediğim zaman, bir ton söz işitiyordum akrabalarımdan. Kazaklar etsiz yaşayamaz, et yemezsen hasta olursun, saçmalama, olmaz et yemen gerek gibi. Onlarla tartışmak boş zaman kaybıydı. En son anladım ki bundan sonra hiçbir etçiyle tartışmaya girmeyeceğim. Yıllar geçtikçe kendimde değişimler olduğunu farkettim , tabii ki bunda Yoga’nın da çok büyük katkısı vardı. Kendimi gerçekten de iyi hissediyordum, daha çok gülüyorum, enerji doluyum ve en önemlisi daha da az hastalanıyorum. Fakat içime de hüzün doğuyordu, o zavallı hayvanları öldürüp kendi damak zevki, dil zevki için yediklerini düşündüğüm zaman. İnsanlara vejetaryenliğin Dünya ve insanlığın kurtuluş yolu olduğunu nasıl iletebilirim diye düşünüyorum bazen. Sonra Dünya’yı kurtarmak bana düşmez diyordum kendi kendime, her şey zaten olması gerektiği gibi gidecek. Farkındalığı da geliştirmek lazım, çünkü farkındalık her insana da pat diye de gelmez ki. Bir çok arkadaşlarımla artık eskisi gibi görüşmüyordum, çünkü yanlarında çabuk sıkılıyordum. Kendime daha da çok vejetaryen arkadaş arıyordum, çünkü beni çok daha rahat anlayabiliyordu, ve konuşulacak çok şeylerimiz oluyordu. Ailemde et yiyen var, fakat ben eve et sokmuyorum. Et yemek istiyorsanız lütfen dışarıda yiyip gelin diyordum. Yıllar geçtikçe alıştılar benim bu halime. Bu anlayışlarından dolayı onlara çok teşekkür ediyorum.

Herhangi bir canlının yaşamı kutsaldır ve onların öldürülmesi Doğa yasalarına aykırıdır diye düşünüyorum. Yoga’nın birinci basamağı Yama – etik, ahlaki disiplinlere, Ahimsa giriyor, yani tüm canlılara zarar vermeme prensibi. Neden Yoga basamaklarının birincisi, hiç düşündünüz mü? Demek ki Yoga’yı tümüyle uygulamak, yaşamak için birinci basamağından doğru gitmekte fayda var. Yogi’ler et yemezler.

Et yemenin zararları nedir?
İlk önce Karma yasasına bir göz atalım. Sanskrit dilinde ‘’karma’’ eylem anlamına gelir. Herhangi bir eylem sonuçlar doğurmaktadır. Karma yasalarına göre, eğer biz herhangi bir canlıya eziyet veya zarar verirsek, o zaman aynısını bizde yaşarız, bu herkes için geçerlidir. ‘’Ne ekersen, onu biçersin’’! Et yiyen insan bunu okuyup der ki: ben kimseyi öldürmüyorum, fakat eti pişirip yemek için, kasaptan eti alıyorsun, yani parayla başkasının o hayvanı öldürülmesine sebep oluyorsun demi.

Et zehirdir. Hayvanı öldürmeden önce ve sonra, acı sırasında, dehşete uğrayan hayvanın biokimyası toksik değişiklere uğrar. Ve o toksin hayvanın tüm bedenine dağılır ve bu şekilde ölük, ağrı bir zehirlenmeye uğrar. İşte bu yüzden et tüketen insanlar daha da çok hastalanırlar. Et yiyen insanların kanser ve kardiyovasküler hastalıklara yakalanma olasılığı yüksektir. Ayrıca, etçilerin vejetaryenlere göre yaşam ömrü daha da kısadır. Mesela, Eskimoların beslenmesinde et ve yağ ağırlıklı olduğundan, yaklaşık 28 yıl yaşıyorlar.

Atalarımız etçi miydi? Bilim adamları atalarımızın vejetaryen olduğunu düşünüyorlar. Buzul döneminden sonra, etrafta meyve, sebze, fındık v.s yiyecekler ulaşılmaz olduğu için, eski insanlar hayatta kalmak için et tüketmeye başlamışlardı. Ne yazık ki, buzul döneminden sonra da et yeme alışkanlığı devam etmiştir. Ancak, insan tarihinde her zaman, sağlık, zihin açıklığı ve manevi niteliklerden dolayı, vejetaryen beslenmenin farkına varan insanlar hep vardı. Yunan filozofları Platon, Sokrat, Pifagor vejetaryenliği her zaman savundular. Lev Tolstoy, Mahatma Gandhi, Albert Einstein, Bernard Shaw, Leonardo Da Vinci gibi binlerce çok tanınmış kişiler vejetaryenliği seçtiler.

Etçilerin arasında vejetaryen olarak yaşamak gerçekten de çok zor. Onlarla beraber yemeğe çıktığınızda, karşında oturup ‘’mmm’’ diyerek et yerler, etin kokusu gelir burnunuza rahatsız olursunuz. Yapabilecek bir şey yok, kabul ediyorsunuz tüm bunları ve sessizce sadece izleyebiliyorsunuz….. İsterim ki vejetaryen restorantlar çoğalsın. Çünkü normal restoranta gittiğiniz zaman, et kokusundan ve görüntüsünden rahatsız olabilirsiniz, yemek çeşitleri olmayabilir, ve hatta aldığınız çorbada et suyu katılmış olabilir, yediğiniz salata et kesilmiş tahtada yapılmış olabilir, bunları düşündükçe bayağı, bayağı rahatsız olabilirsiniz.
En sevmediğim şeyde insanların hayvanları çok seviyorum deyip, o vahşetle öldürülen hayvanların kürkünü giyip et yemeleridir. Fakat insanoğlu o kadar sert kabuklanmış ki, hiçbir şey anlamak istemiyor. Et çok zararlıdır, bunu artık herkes bilmelidir, anlamalıdır. İnsanlar et yemeden çok rahat yaşayabilirler, bu yüzden et yememelidirler. Fakat bizi küçüklüğümüzden beri yanlış yönlendiriyorlar ve bilgilendiriyorlar. 21. asırda yaşıyoruz, uyanmanın, farkına varmanın zamanı gelmedi mi? Ben anlamıyorum, insanlar nasıl araştırmıyorlar, düşünmüyorlar, et yemenin altında ne yatıyor, ne var diye. Et endüstrisi ölümcül bir şekilde biosferi ve ekolojiyi etkiliyor. Bu yüzden Dünya’mız tüm bu dengesizlikler nedeniyle sarsılıyor….

Vejetaryenlik beslenme arındırır, vejetaryenlik hafifliktir, vejetaryenlik beslenme sağlık, uzun ömür ve güzelliğin yoludur. Vejetaryenlik beslenmenin faydalarını say, say bitmez. Proteini nerden alırım diye düşünürseniz, fındık, fıstık, fasulye, bezelye,ve tüm baklagillerde protein oranı ete göre daha da yüksektir.

Dilerim ki tüm insanoğlu vejetaryen beslenmeyi tercih etsin!
Namaste.

”Yaşamın tek yolu, başkasını yaşatmaktır.” Mahatma Gandhi

“Vejetaryenliğin yayılması kadar insanlığın sağlığına ve dünyada hayatta kalmalarına fayda sağlayacak başka bir şey yoktur.” Albert Einstein

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s