2014 Hindistan gezimden

İki sene aradan sonra yine Hindistan’daydım. Neşe damarlarımdan akıyordu resmen. Bu sefer Hindistan’ın Küzeyindeydim. Delhi Havalimanı’ndan çıkıp beni bekleyen taksiciyi buldum ve Vrindavan’a doğru yola çıktım. Yaklaşık üç saatlik yoldan sonra Hindistan’ın kalbi Vrindanan’daydım. Gördüklerimin karşısında şaşkın duruyordum. Boynuzlu inekler, maymunlar ve yaban domuzları sokaklarda dolaşıyorlardı. Maymunlara ve domuzlara karşı bir tedirginliğim vardı açıkçası.
Kalacağım apartmanın içine doğru yürüdüm. Karşıma çıkan apartman görevlisine, ben Savitri’ye geldim dedim. Görevli hemen Savitri’nin kaldığı daireyi gösterdi. Ben onu konutta beklemeye tercih ettim. Yanıma uzun boylu Avrupalı bir adam geldi ve siz çinli misiniz diye sordu, ona gülümseyerek baktım ve hayır dedim. Adam gülümsedi ve gitti. Sonra sari giyinmiş iki avrupalı kadın gelip, aç mısınız, Prasad var, yemek ister misiniz diye sordu. İstanbul’dan Vrindavan’a gelene kadar hiç uyumamıştım ve uçakta verilen yemekleri yiyemiyordum. Aç mıydım değil miydim kendim de bilmiyordum. Gülümsedim ve hayır, teşekkür ederim dedim. Yaklaşık beş, on dakika sonra Ayman diye birisinin seslendiğini duydum, başımı kaldırdım ve karşıma gülümseyerek bana doğru gelen üzerinde sari kıyafeti olan Savitri’yi gördüm. Selamlaştık ve birbirimize sarıldık. Çok güzel bir enerjisi vardı, bunu sarılınca hissettim. Sonra bavulları alıp, benim kalacağım odaya gittik. Oda 2+1 idi ve tek kişi için çok fazla büyüktü. Tek odalı bir dairede kalabilirdim, bu kadar büyük daireye gerek yoktu açıkçası diye düşündüm. Neyse memnuniyetliğim benim düşüncelerimden üstündü. Aşramdan getirilen yemekleri tek nefesle yedim, Hint mutfağının hayranıyım. Vejetaryen Hint yemeklerini görünce arkadaşım Aliya aklıma geldi. Oda benim gibi Hint yemeklerine bayılır.

Vrindavan’da kaç gün kalacağım belli değildi. Savitri saat dörtte aarti var, katılmak ister misin, yoksa dinlenecek misin diye sordu. Yaklaşık 12 saat uykusuzdum, fakat hiç bir şey kaçırmak istemediğimden, evet geleceğim dedim. Aşrama gittik ve yere ayaklarımızı bağdaş kurarak oturduk. Hocalar vedik bilgileri anlatıyordu. Mantralar söyledik.
Ertesi gün sabah üçte kalkıp aşrama tekrar gittik. Savitri aşrama giderken yolda dedi ki bana, ben ne yaparsam aynısını yaparsın tamam, bende güldüm ve tamam dedim. Ne yapacağız, ne olacak hiç bir şey bilmiyordum. Sabah meditasyonu ve Mangal Aarti vardi. Ardından üç tapınağı ziyaret edip, her birinin etrafını dörder kez saat yönü ile dolaşmamız gerekirdi. Sabahın üçünde kalkan bir tek biz değildik, tüm Vrindavan’lılar o saatte kalkıp ibadetlerini yapıyorlardı. Hintlilerin normal günlük yaşamlarıydı. Tapınakların içine girilmeden mutlaka ayakkabılar çıkarılır. Tapınağın girişinde diz çöküp alnımızı yere deydirip selam verdik ve başladık dörder kez dönmeye. Savitri önümde ben ise arkasından yalın ayaklarımla hızlı, hızlı yetişmeye çalışıyordum, o kadar kalabalıktı ki, şaşkındım. Vrindavan’da tüm aşramlarda bu saatte çok gürültülü ve kalabalıktır. Bu tarz seremonilere katıldığım için çok mutluydum. Hintlilerin yaşam tarzlarını izlemek başka, onlarla beraber uygulayarak yaşamak bambaşkadır. Çok güzeldi her şey. O akşam aşramda tekrar aartiye katıldım. Ekim Kasım ayları kutsal kartik ayıdır ve benim bu aydaki festivalin bir kısmına olsa da katılma şansım olmuştu. Festivale Dünya’nın çeşitli ülkelerinden katılanlar vardı. En çokta Ruslar vardı.
Ertesi gün iki otobüsle Rajastana doğru yola çıktık. Krishna’nın ayak bastığı yerleri ziyaret edip, kayalardan oluşan tabaklara yemekler sunmuştuk. Sonra da o yemekleri afiyetle yedik. Yolumuza devam edip bir kaç kutsal yerleri ziyaret ettik. Charan Pahari’de Krishna’nın ayak izini görmeye gittik. Bir kaç yerde farklı duygular ve farklı titreşimler hissettim. O günkü hissettiklerim anlatılmaz tabii ki. Bu gelişimle neler nasip olmuş bana, kendimi çok şanslı hissediyordum.

Sonraki gün de Agra şehrine Taj Mahal’ı görmeye gitmiştim. Evet, bunca yoldan sonra Agra’daydım ve Taj Mahal’ın karşısında büyülenmiş duruyordum. Dünya’nın yedinci harikası. Bu nasıl bir mimari, nasıl bir işçilikti, hayranlıkla seyrediyordum Taj Mahal’ı. Tek kelimeyle muazzam! Orda yanıma sürekli fotoğrafçılar ve rehberler gelip, fotoğraf çekilmek istermisiniz, rehbere ihtiyacınız var mı diye soruyorlardı. Hayır, hayır diyerek onlardan kurtulmak istiyordum. Rehbere ihtiyacım yoktu, çünkü Taj Mahal hakkında her şeyi nerdeyse ezbere biliyordum, onlarca belgesel filmlerini izlemiştim. Hayran bakışlarımla Taj Mahal’dan gözümü alamıyordum. Bir yandan da hala inanamıyordum buraya geldiğime. Bir türlü kurtulamadığım fotoğrafçıdan, peki senden sadece üç tane resim istiyorum dedim. Bak benim fotoğraf makinem de var, telefonuma da çekebilirim dedim. Fotoğrafçı çocuk, benim çektiğim fotoğraflar farklıdır dedi. Resimlerimi çekti ve sonunda yanımdan ayrıldı. Diğer peşimi bir türlü bırakmayan genç bir rehber, ben para istemiyorum sadece yardım etmek istiyorum deyip duruyordu. Genç çocuğa bir susar mısın artık lütfen, bu anın tadını çıkarmak istiyorum demek istedim. Demedim, diyemedim genç adam sürekli gülümsüyordu konuşurken. Aklıma “Miliyoner” filmi geldi, güldüm kendi kendime. O filmi en az 3-4 kez izlemiştim. İzlemeyen varsa, mutlaka tavsiye ederim. Daha dün Taj Mahal’ın 1500 parça pazılını yapıyordum, ve o günlerde, ne zaman bu pazılı bitireceğim, o zaman da Hindistan’a gideceğim diye kendi kendimi programlamıştım :)) ve öyle de oldu gerçekten de.
Hala uykusuzluğuma rağmen, kendimi iyi hissediyordum. Bir tek sürekli açlık hissi vardı. Her şeyden memnundum, çünkü bir Hindistan aşığıydım.
Bu yoğunluğun içinde bir kaç gündür Yoga uygulayamıyordum ve alıştığım şekilde beslenmediğimden dolayı tansiyonum bir yukarı, bir aşağı fırlayıp duruyordu. Allah’tan tansiyon ilaçlarım vardı. Sabahları muz ve öğlen aşramdan bir kere sıcak yemek yiyordum. Dışarıdan hiç bir şey yememekte fayda vardı. Halsizlik vardı üzerimde. Savitri’ye dedim ki ben yarın Delhi’ye, oradan da Kochi’ye yola çıkmam lazım. Sağolasın Savitri’ji Delhi-Kochi uçak biletimi anında ayarladı.

Sabah beni bekleyen taksi apartman kapısının önündeydi. Şoför bavullarımı aşağıya indirdi. Ben elime iki litrelik suyumu ve önceki akşam aldığım 7 adet muzlarımla aşaya indim. Tam kapıdan çıkarken yaklaşık 10-15 tane maymunların bana doğru koştuğunu gördüm, bağırdım ve elimdeki muzları yere atıp taksiye doğru koştum. Apartman görevlisi elinde sopayla onları dağıttı. İyimisiniz diye sordular her kez, iyim biraz korktum sadece dedim. Sabahın altısında maymunların muzlarıma saldırısıyla yine aç kaldım.
Uzun yoldan sonra Delhi havalimanındaydım. Bir kafeden mozaik kek ve masala çayı ile karnımı doyurdum. Üç saat sonra Kerala Kochi şehrindeydim. Kerala komünistik bir yer, belki de bu yüzden Hindistan’ın en temiz yerlerinden biridir. Tabii ki bazen etrafta çöp yığınları görünebilir, fakat kuzeyden çok çok daha temizdir. Her yerde kırmızı bayraklar, Marks, Engels ve Lenin’in posterlerini, pankartlarını, görmek mümkündür. Göze çarpan renki kamyon ve otobüsler. Her kamyon ve otobüsün adı var. Etraf yeşil, yeşil, her yerde Hindistan cevizi palmiyeleri ve tropikal, yumuşak nemli havasıyla karşılıyordu gelenleri.
Yoga eğitmenimin tavsiye ettiği Ayurveda doktoru beni kliniğine aldırmak için taksi yollamıştı. Ayurvedik kliniğe kadar yolumuz yaklaşık iki buçuk saat sürdü. Kliniğe geldiğimde akşam olmuştu, açtım. Etraftaki yakın bir restorana gidip masala dosa yedim, yanına da sevdiğim masala çayını içtim. Kliniğe döndüm, biraz eşyalarımı yerleştirdikten sonra, duş alıp hemen uyudum. Kerala’ya ayurvedik terapi için gelmiştim. Sabah doktor geldi, konuştuk. Beni muayene etti. Doktor kendim hakkında bilgiler verdi, onu, bunu anlattı. Ne kadar da doğruydu her şey.
Tam 24 gün boyunca ayurveda terapilerini ve masajlarını aldım, doşama göre beslendim. Klinikte sabah yoga’sından sonra egzotik meyveler veriliyordu ve günde 3 kez doşana göre yemek. Fakat yine de hep açlık hissi bırakmıyordu beni. Doktor ve klinikteki çalışanlar çok disiplinliydi. Nerdeyse her şey yasak, yeme, içme olarak. Dışarıdan sadece Hindistan cevizi suyu ve su içebiliyordum. Arınma programı kolay değildi, fakat başardım ve kendimi tebrik ediyorum. Klinikten çıktığımda kendimi yeni doğmuş, arınmış ve hafif hissediyordum. Bu arada kendimi bildim bileli farklı yöntemlerle hep arınıyorum :))

Guruvayur’dan Kochi’ye doğru yola çıktım. Kochi adalar kentidir. Son yirmi asırda Arap’ların, Yahudilerin, Portekiz, Çin ve İngilizlerin bırakmış olduğu mirası vardı burada. Bu yüzden görülecek çok şey var Kochi’de. Kentin en turistik yeri Fort Kochi ve Mattancherry’de. Nereye gideceğim belli değildi. Sonra Fort Kochi’de kalmaya karar vererek, uygun fiyata sessiz ve rahat bir kalma yeri aradım. Bir “Homestay” ev tipi hotel bulup, oraya yerleştim. Karı koca ve üç çocuklu aile, inanılmaz misafirperver ve 24 saat güler yüzlüydü.
Etraftaki her yeri gezdim, dolaştım, kilometrelerce yol yürüdüm. Tapınaklara gittim. Bazen bisiklet kiralayıp, sabah kahvaltıdan sonra denizin karşısında uzun, uzun sessizlik içinde oturuyordum. Mararikulam plajında Arap denizinde yüzdüm, güneşlendim. Arada feribotla Ernakulam’a geçip geziniyordum. Munnar’a gittim, muhteşem bir yer. Yem yeşil çay bahçeleri, mis gibi de havası var. Tatilim çok keyifli geçti. Kerala’nın zengin kültürel gelenekleriyle tanıştım, egzotik hint yemeklerinin yapılışını öğrendim ve daha bol, bol bilgi ve deneyimlerimle evime İstanbul’a döndüm. Hindistan’da gezilecek, gidilecek ve görülecek o kadar çok yerler var ki. Gidemediğim yerleri birdaki sefere bıraktım, belki benimle gelmek isteyenler de olur 🙂
Ve son olarak diyorum ki, iyi ki Dünya gezegenimizde Hindistan gibi bir ülkemiz var. Birdahaki geziye kadar hoşça kal Hindistan diyorum.

Sevgi ve ışıkla,
Namaste 🙂

Vimala Kunt’ta, kutsal Vimala gölcüğü
DSCF3879

Agra, Tajmahal
DSCF3909

Rikşa
1459187_989676504392759_8684090075898221855_n

Rajastan
1016484_989643727729370_4256471817439239565_n

Kerala
10469369_989648487728894_8192157319587237748_n

Kerala nehirlerinin en dar kanallarından botla gezi
10805599_1010753818951694_6213235466103153673_n

Munnar
10849905_1010753025618440_2788417648193577894_n

Munnar
10524632_1010754435618299_8463548451991373424_n

En sevdiğim masala çayı
20141029_071810

Reklamlar

One thought on “2014 Hindistan gezimden

  1. Geri bildirim: Hindistan Yoga Turları | Ayman ile Yoga ve Sağlıklı Yaşam

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s