Ilya ZHURAVLEV İle Röportaj

11261799_10206556232723850_5725921615415331166_n

Ayman: Namaste :)) Ilya İstanbul’a hoş geldin! 

Ilya: Namaste. Teşekkürler:)

Ayman: İlk yoga’ya ne zaman başladın? Seni yoga’ya getiren ne oldu? 

Ilya: Ben o zamanlarda Moskova’da Üniversite’de Felsefe Fakültesinde okuyordum, 1995-96’inci yıllardı. Diğer derslerin arasında ‘Hint Felsefesi’ de vardı, biz eski Upanişadlar, Yoga Sutra’lar gibi metinleri okuyorduk. Bu dersler ilgimi çok çekiyordu, o zamanlarda Rock-n-roll yaşam tarzımın olmasına rağmen, bende Doğu manevi kültürüne baya ilgi vardı. Bir gün bizim Üniversiteden profesör bize, Moskova’da Hindistan Büyükelçiliğinde Hatha Yoga dersleri var ve bir hintli ders veriyormuş dedi. Profesör oraya gitmek istediğini ve yanına arkadaş aradığını söyledi. Ben bir deneyim uğruna onunla gitmeye karar verdim. Hindistan Büyükelçiliğe gittik… Profesöre malesef tek ders yetmişti, o çok yorulduğunu söyledi ve birdaha oraya gitmedi, ben ise oraya gitmeye devam ettim ve tüm yoga derslerine katılıyordum.

Benim ilk Yoga öğretmenim Jayakumar Swamishree idi. O Moskova’da Hindistan Büyükelçiliğinde birkaç yıldır Yoga dersleri verdi. Kendisi Bangalore’de Yoga terapi hizmetleri veren ‘Vivekananda Yoga Kendra’ instütüsünde okumuştı. Asana uygulamaları Sivananda Yoga’ya yakındı, yani çoğu geleneksel Hint okullarının pratiği gibiydi. Ders saatimiz ise 45 dakika sürüyordu, ve benim için hiç de kolay değildi, çünkü sporla da aram yoktu. Djayakumar bu işin büyük meraklısı olarak, bize Hindistan’da ‘Purna Yoga’ olarak adlandırılan (‘Purna’ eksiksiz, tam anlamına gelir) şekilde veriyordu. Asanalar hariç, pranayama ve meditasyon tekniklerini de veriyordu, Yoga Sutra’ları anlatıyordu, hatta bazen bizi evine davet edip Hint vejeteryan yemekleri hazırlardı. Bu yüzden ben çok şanslıydım, çünkü egzersizlerle birlikte Yoga’nın bakış açısı ve Yoga felsefesiyle de tanıştırmıştı. Birkaç ay sonra ben tüm kötü alışkanlıklarımı yani sigarayı, alkolü bıraktım ve vejeteryan beslenmeye geçtim, sıradan, sadece tüm Yoga eğitmenlerin değil öğrenciler için de normal yaşam tarzı değişikleriydi, Hindistan’da bu tarz beslenme ‘sattvik’ denir, yani saf ve temiz bir türdür.

1990’ların sonunda Jayakumar Swamishree’nin sözleşmesi sona erdi .Ve o kendi şehrine Mysor’a döndü (çok ilginç, ama, Mysore’de yaşamasına rağmen Jayakumar hiç Pattabhi Jois Ashtanga Vinyasa’yı hiç uygulamamıştı, hakkında sadece biraz duymuştı, bu tarzı sadece yabancılar uyguluyorlardı). Ben ise Rus öğretmenlerin derslerine katılmaya başladım.

Eski futbolcu İgor Medvedev Moskova’da Ashtanga Vinyasa derslerini veriyordu, kendisi Pattabhi Jois ve öğrencilerin Amerikan video kassetlerinden uygulayarak öğrenmişti. Ashtanga Vinyasa bana yoğun yaklaşımıyla daha da çok ilgilendirmeye başladı, ‘yarı yatay’ asanalar artık sıkıcı geliyordu. Sonra Ukrayna’lı öğretmenler Andrew Sidersky ve Andrei Lappa’nın seminerlerine katılmaya başladım.

1999 da ben arkadaşlarımla birlikte Moskova’da ilk Ashtanga Yoga merkezini kurduk. 2001 de ilk Hindistan’a gidip uzun süre orada kalmaya başladım, Delhi’de yaşadım ve Bal Mukund Singh’in İnstitüsünde Yoga uyguluyordum, sonra Krishnamacharya’nın doğrudan müridi B.N.S Iyengar ve onun öğrencisi Sheshadri’den dersler aldım, Mysore’ya gidip Ashtanga Vinyasa’yla derinleştim. O zamandan bu yana her yıl Hindistan’ı ziyaret ediyorum. Mysore’de Pattabhi Jois’ta dersleri ve eğitimimi aldım, Tamil Nadu Karur’da master Munusamy Madhavan’dan pranayama ve shatkarma eğitimlerini aldım. Kerala’da Shivananda Yoga aşramında okulumu tamamladım. Rishikesh aşramlarında ve Pondycherry’de Yoga dersleri aldım. Ayrıca, Rusya’da Tibet Lama’rdan Tibet tarzı asana uygulamalarıyla tanıştım. Avustralya’dan Simon Borg-Olivier ve Batı’lı Shandor Remete gibi ustalarda okudum.

Hakkımda ve hangi okullarda okuduğumun daha da detaylı bilgileri benim sitemden de okuyabilirsiniz: http://www.mahadev108.com/bio/ 

Ayman: Sen Ashtanga Vinyasa Yoga öğretiyorsun. Bu popüler yoga tarzı hakkında bize fazla anlatırmısın. Ve başka sevdiğin yoga tarzı hangisi? 

Ilya: Ashtanga Vinyasa Pattabhi Jois tarafından geliştirilen Güney Hint tarzıdır. Orda farklı zorlu seviyeler var. Ashtanga Vinyasa Maysor’da Pattabhi Jois’in Enstitüsü’nde öğretiliyor ve sadece orda onun öğretim sertifikasını veriyorlar. Bu oldukça dar-uzmanlaştırılmış bir yoga okuludur.

Sadece Ashtanga Vinyasa değil, Sri Krishnamacharya’nın uygulamaları, aynı zamanda onun oğlu Deshikachar ve öğrencilerinin tarzlarını seviyorum ve Shrivatsa Ramaswamy (yıllardır Madras’ta Krishnamacharya’nın gözetimi altında olan başka bir öğrenci).

Ayrıca, vyayama’ları (dinamik egzersizler), Dhirendra Brahmachari’nin geleneksel asanalarını seviyorum.

Vücud çalışmalarında statik ve dinamik birleşim tarzları, bu benim için modern zamanının hayat koşullarında en etkili görünüyor. Şehirde insanlar az hareket ediyorlar ve onların yoğun pratiğe ihtiyacı vardır. Shatkarma, pranayama ve meditasyon uygulamaları için, burda Sivananda ve Satyananda Yoga’da çok daha fazla bilgi var. Ayrıca, kendim Lahiri Mahasai geleneğinde Kriya Yoga’yı uyguluyorum, bu okulu Paramahamsa Yogananda’nın ünlü “Yogi’nin Otobiyografi” kitabında anlatıyor. Kendi uygulamalarımda ve öğretimde çeşitli Hint okullardan öğrendiklerimi entegre ediyorum.

Ayman: Yoga uygulayan kişilere illa Hindistan’a gidip guru araması gerekiyor mu? 

Ilya: Guru arama konusu çok ciddi bir sorudur. Bence acele etmemek gerekir, farklı ustalara bakıp, onların yaşam tarını, ”kulis” dışı hayatını ve davranışlarını izlemek gerekir. Ayrıca, burda geleneklere ve her şeyden önce ustaya güven olmalıdır. Eğer biz Doğu geleneklerinden bahsediyorsak, o zaman bu geleneklerin geliştirilmişi neredeyse, oraya bakmak en iyisidir. Belki Batılı’lıların da yüksek sonuca ulaşmış olanları vardır, fakat yoga’da bunun için uzun yıllardır Sadhana sürer. Batı’da asanalarda gelişmiş bir sürü çok iyi ustalar var, ama Raja Yoga düzeyinde çok az.

‘Bahşiş’ ile Guru statüsünü satın alan şarlatanlar da çok fazla var. Bu dikkat ve anlayış meselesidir. Aldatılmak isteyen her zaman aldatıcı birini bulacaktır. Gerçek pratik isteyen, gerçek guru’yu bulacaktır.

Ayman: Sen Hindistan’a sık, sık gidip geliyorsun. Sence Hindistan kendi kimliğini kaybediyormudur? Şimdilerde Goa çok populer oldu. 

Ilya: Bazen, ‘Moskova Rusya değil’ diye söylüyorlar, yani Goa da asıl Hindistan değildir. Burası yabancı turistlerin eğlendiği bir yer ve çok az hint kültürü vardır. Eskiden Portekizlerin sahip olduğu bir yer olduğu için, Goa hristiyan bir eyalettir. Hindistan’ın geri kalanı oldukça farklıdır.

Hindistan’nın özel bir enerji gücü var, felsefi şeyleri düşünmeye başlarsın. Varanasi’de cesetlerin yakılışını izlediğin zaman, otomatik olarak felsefi şeyleri düşünmeye başlıyorsun, hayat nedir, ölüm nedir, bizim reinkarnasyonun anlamı nedir gibi.

Ayman: Peki, reinkarnasyonun anlamı nedir gerçektende? 

İlya: Eğitimde. Ruh öğrenmek ve gelişmek için, farkına varmak, gerçek kendini tanımak ve anlamak için tekrar geliyor. İnsanın maddi Dünya’ya gelmesi, onun için eğitim poligonudur, kendini geliştirme sürecidir.

Ayman: Hangi müzikleri dinliyorsunuz? Neler okuyorsunuz? 

Ilya: Hint klasik müziklerini severim, ragas, bhajan ve mantraları. Çoğunlukla kendi konularımla ilgili yoga ve Doğu felsefesini okuyorum.

Ayman: Senin vejeteryan olduğunu biliyoruz. Nasıl besleniyorsun?

Ilya: 17 yılı aşkın bir süre vejetaryenim ve kendimi harika hissediyorum. Ben felsefi nedenlerden dolayı vejetaryan oldum, ahimsa prensibi …. Fakat vegan veya çiğbeslenen biri değilim. Ayurveda geleneksel görüşlerine göre besleniyorum, vejetaryen diyet.

Çiğ beslenme bügünlerde moda, ilk önce bu detox, temizlik diyetidir belli bir süre için. Kalıcı bir beslenme olarak, ayurveda’ya göre zararlı olabilir, örneğin, kapha ve pitta tipleri için uygun değildir, vata tipleri için çok zararlıdır. Fakat yine de insan kendisi karar vermelidir, herhangi bir diyette kendini nasıl hissediyor, eğer mükemmel hissediyorsa çok iyi.

Ben bir yogi olarak vejetaryan oldum. Ancak, kenisini vejetaryan olmak için ikna etmek, zorlamak anlamsızdır. Bilinç düzeyinde kişi, karmik yasalara göre ve şiddet fikrinde büyümediyse, sonra herkese ‘Ben vejetaryan olmaya çalıştım, fakat hasta oldum’ der.

Ayman: Sen Türkiye’ye sık sık gidip geliyorsun. En sevdiğin türk yemeği hangisi? 

Ilya: Türk kahvaltısını, cacık ve zeytinyağlı yaprak sarmasını çok severim.

 

Ilya Zhuravlev’in web sitesi: http://www.mahadev108.com/

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s