2016 MART HİNDİSTAN GEZİMDEN

12801473_1070914986305235_2945323443048761366_n

Bir buçuk yıl aradan sonra yine Hindistan’dayım. Bu sefer tek gitmedim, İstanbul’dan bir öğrencimi yanıma aldım ve Delhi’de Moskova’lı yogilere katılarak yolculuğa çıktık. İlk durağımız Kurukshetra şehri idi. Kurukshetra Hindistan’ın yedi kutsal şehirlerinden biridir, Delhi’den 160 km uzaklıkta, Haryana eyaletinde yer almaktadır. Burası Hindu’ların Hac yeridir. Mahabharata destanından, kraliyet ailesinin iki klanı Pandava’lılar ve Kaurava’lılar arasındaki savaş burada olmuştu. Kurukshetra şehri (kshetra – saha)  Kuru kralının onurunun adını aldı. Kutsal Kurukshetra Tanrılara kurban yeri olarak eski Veda’lar ve Mahabharata’da belirtilir. M.Ö 3102 yılında gerçekleşen büyük savaş 18 gün sürdü ve 640 milyon kişi  bu savaşta canlarını kaybetti. Bu büyük savaşta Tanrı’nın kendisi, Krishna vardı, ve burada tüm zamanlarının en ünlü dini diyalog ‘Bhagavad Gita’ (Tanrı’nın şarkısı) söylenmişti.

Kurukshetra’da Brahma Sarovar gölüne gittik. Brahma Sarovar üç kilometreyi çevreleyen bir kutsal göl. Bazı yerlerde yedi kilometre derinliğe ulaşır. Hindular bu göletin Tanrı Brahma tarafından yaratılmış olduğunu düşünüyorlar. Burayı Krishna’nın ve Bhagavad Gita’nın doğum gününde binlerce kişi ziyaret ederler. Gölün etrafında birkaç tapınak inşaa edilmiştir. Brahma Sarovar’ın batısında ise Jyotisar gölü bulunmaktadır. Gölün yanında Krishna tarafından ekilen ‘Banyan’ ağacı var. Sonra, Krishna müzesini ziyaret ettik. Krishna müzesinde birçok arkeolojik eserler ve resimler bulunmaktadır.  Mahabharata destanından birçok canlandırılmış bölümlerde var. Pazartesi hariç 10.00 – 17.00 arası açıktır.  Onun yakınlarında Kurukshetra Panoraması yer almaktadır. Burada Mahabharata savaşının panoraması gösterilir. Thanesar’da  ‘Sthaneshvara Mahadev’ adlı Shiva’ya adanmış antik tapınak bulunmaktadır. Burada Pandava’lıların Shiva için dua edip ve Ondan savaşı kazanmak için nimet aldığı yer idi.

Kurukshetra’dan sonra Amritsar’a doğru yola çıktık. Panchkula’da ‘Golden Tulip’ Otelinde geceledik. Tüm gezimizin en muhteşem oteli burası idi. Sabah 2 saatlik yoga uygulamasından sonra muhteşem Hint kahvaltımızı yaptıktan sonra Amritsar’a doğru yol aldık. Otobüsle yaklaşık yedi saatlik yol kat ettik. Fakat, rehberimizin konuşmasıyla ve şahane manzaralara hayran kalarak zamanın nasıl geçtiğini fark etmeden Amritsar’a vardık. Bu arada rehberimiz bir Hintliydi ve çok güzel Rusçası vardı.

Haryana eyaletinden Pencap eyaletine gelmiştik. Hindistan çok farklı bir ülke, farklı insanlar, dinler, diller ve giysiler. Sih’ler çekici kiyafetleriyle, başındaki rengarenk örtüleri ve bellerinde hançer ile görünmeye başlamıştı. Ve, Amritsara vardık, bir hotele eşyalarımızı atıp, dışarı çıktık. 1574 yılında Moğol İmparatoru Akbar tarafından bağışlanan arsa üzerinde, Ram Das Amritsar kentini kurdu. Şimdide, Amritsar Pencap eyaletinin en büyük şehridir, çok kalabalık, gürültülü ve kirli sokaklarında dolaşan inekler görebilirsiniz. Nüfusü bir milyonun üzerindedir.

Akşam üstü Sih’lerin Kutsal şehrinde, Kutsal gölet içinde duran Hac merkezi olan ‘Altın Tapınağa’ gittik, bu tapınak ‘Harimandir Sahib’ olarak ta bilinir. Sih Dininin ruhani merkezi, ‘Golden Temple’ 1589-1604 yıllarında inşa edilmiştir. Çarpıcı ihtişamıyla Sih dininin en önemli kültürel eserlerinden biridir. Tapınağın yapımını dördüncü Sih Gurusu Ram Das başlattı ve sonra Guru Arjan Dev döneminde 1604 yılında tamamlanmıştır. ‘Harimandir Sahib’ Tanrı’ın Tapınağı anlamına gelir. 1802 yılında, ‘Harimandir Sahib’ altın plakalar ile kaplandı ve Altın Tapınak olarak tanındı. Tapınak Hindu ve Müslüman mimari stillerinin harika bir birleşimidir. Girmeden önce ayaklarımızı bir havuzda yıkadık, ve başımızı örttük. Sonra Tapınağın etrafını döndükten sonra, Altın Tapınağın içine girebilmek için sıraya girdik, dar mermer köprüden geçerek, yaklaşık 1,5 saatlik bekleyişten sonra Altın Tapınağın içindeydik. Tapınağın duvarları resim, süs eşyalarla ve değerli taşlarla dekore edilmişti. Sihizm’in kutsal kitabı olan ‘Guru Granth Sahib’ bu tapınaktaydı. Herhangi bir kişi hangi dinden olursa olsun Altın Tapınağı ziyaret edebilirler. İçeride ücretsiz yemekler ve sağlık hizmeti sağlayan tıp merkezi mevcut, ayrıca, hacılara sunulan ücretsiz odalar da var. Ben sih’lerden ve tapınaktan hayran kaldım açıkçası. Hindistan nüfusunun yüzde 1.87 sihizm dininden, yani yaklaşık 20 milyon kişi.

Akşam yemeğimizi yedikten sonra hotele dönerek uykuya daldık. Sabah yoga ve kahvaltıdan sonra ‘Jallianwala Bagh’ parkını ziyaret ettik. Burda 1919 yılında İngiliz ordusu tarafında barışçıl göstericilerin vurulduğu yerdi. Sonra Mihrace Ranjit Singh’in yazlık sarayına ve müzelere gittik. Sih’lerin ordusu Mihrace Ranjit Singh’in önderliğinde Keşmir ve Pakistan’ın geniş alanlarını fethetmişti. Sonra, Altın Tapınağın kopyası olan küçük Hindu Gümüş Tapınağına ve Durga Tapınaklarına gittik. Ardından, üç, dört kontrol noktasını geçerek, Hindistan ve Pakistan sınırlarındaydık. Bayrakların iniş törenini ve sınırların kapanış törenini, aynı zamanda nöbet değişim törenlerini izledik. Muhteşem, çok parlak ve heyecan verici bir gösteriydi! Hayatımda gördüğüm en ilginç tören gösterisi idi.

Ertesi gün Amritsar’dan çıkıp Dharamsala’ya doğru yola çıktık. Ve bir saat sonra doğanın nasıl da değiştiğini gözlemlemek mümkün olmuştu, çok gürültülü, tozlu Amritsar’dan sonra, yem yeşil tarlalar ve çayırlar yerini aldı. Amritsar’da iki gün kalmamıza rağmen ben dahil diğer arkadaşlar da otobüste öksürmeye başlamışlardı. Yaklaşık iki saat sonra ufukta karlı dağlar görünmeye başlamıştı, kirli hava temiz, nefis dağ havasıyla değişmişti. Biz Himachal Pradesh eyaletine geçmiştik. Karşımızda farklı bir Hindistan vardı. Hava daha da soğumaya başlamıştı. Öğleden sonra biz üst Dharamsala’ya ‘Küçük Lhasa’ olarak bilinen yerde bir hotele yerleştik. Manzara müthiş, mis gibi dağ havası, hemen attık kendimizi dışarıya. Yakınlarda bir şelaleye gittik, hava kararmaya başlamıştı, ellerimizi yıkadıktan sonra, dönüşte yemeğimizi yedik ve gittik hotele dinlenmeye. Sabah erkenden tabii ki de yoga uygulamasından sonra  kahvaltımızı yaptık ve sonra, üst Dharamsala’da ilk önce ‘Bagsunag’ Shiva Tapınağına gittik. Tapınağın yakınlarında kaynak ve yüzme havuzları var. Sonra dün gece gittiğimiz dağlık yerlerden yürüyerek şelaleye tekrar gittik, sabah saatlerinde manzara muhteşem ötesiydi. Dönüşte küçük minibüse binip Dalai Lama’nın Rezidansına ve ‘Tsuglahang’ Buddist Tapınağına gittik. Dalai Lama’nın Rezidansındaki iki Tapınağa ve Tibet müzesini ve Dalai Lama’nın yazlık evini ziyaret ettik. İlgimi çeken şu ki, Dala Lama’nın Rezidansı ve yazlık evi tamamen Feng Shui felsefesine göre düzenlenmişti, bunu hemen de fark ettim, semboller, fiskiyeler v.s hepsi Feng Shui’ye göre idi. ‘Tsuglahang’ Buddist Tapınağında ise, Buddha Shakyamuni’nin heykelleri ve kutsal nesneler vardı. Hava soğuk ve yağmurlu iken, tapınağın yakın bir alanında bazı rahipler yazlık giyisilerle dolaşıyorlardı. Biz ise montlarla ve dün akşam aldığımız yün şallara sarılmış dolaşıyorduk 🙂

Sonra, Hint ordusu askerleri anısına anıt parkın bahçesine gittik. Ardından da Tapovan ashramını ziyaret ettik. Ashram’da kocaman Shivalingam ve Hanuman’ın heykeli duruyordu, ayrıca, ashramın çevresi yeterince büyüktü. Birkaç resim çekildikten sonra, ‘Aganzan Mahadev’ Shiva Tapınağına gittik. İnanılmaz yağmur yağıyordu, ayakkabılarımızı dışarıda bırakıp, çıplak ayaklarımızla tapınağın mermerlerinin üzerinde kaymadan yürümeye çalıştık. Etrafta bizden başka ziyaretçiler de yoktu. Bu tapınakta bir sürü Shivalingam vardı. Turuncu kiyafetli bir adam bizi küçük ahşap bir evin içine davet etti. Üşümüştük ve hızlı bir şekilde o evin içine girdik. İçeride iki turuncu kiyafet giyen Sadhu’lar ve üç Hintli daha vardı. Ortada ise ateş yakılmıştı, bize masala çayı ikram edildi. Çayımızı içip, ateş başında ısınıyorduk. Sadhu’ları izlemek hoşuma gitti, çok güler yüzlü ve rahatlardı. Sonra ben dayanamayıp, resimlerinizi çekebilirmiyim diye sordum. Tabii ki de diye, bana ve diğer arkadaşlarıma poz verdiler. Ardından bana sigara paketini uzattılar, ben hayır teşekkür ederim, sigara kullanmıyorum dedim. Kendisi bir sigara yaktı ve diğer kişilerle sohbet etmeye devam ettik. Duvarda Shiva’nın resimleri vardı. Masala çayı inanılmaz lezzetliydi. Nedense, ordan gitmek istemedim, fakat çıkmamız lazımdı ve dışarıda bekleyen diğer arkadaşlarımız vardı. Vedalaştıktan sonra, birisi ‘Om Namo Narayana’ dememiz gerektiğini söyledi. Her şey için teşekkür ettik, bağışımızı bırakıp dışarı çıktık.

Sonrasında Dal Gölüne ve 1900 metre yükseklikte olan bir Naddi Vadisine gittik. Hava hala çok soğuktu ve şiddetli yağmur vardı. Üşümüş fakat herşeyden çok memnun olarak birkaç resim çekildikten sonra hotelimize döndük.

Ertesi gün Manali’ye doğru yola koyulduk. Yolda St. John yerel Katolik Kilisesini ziyaret ettik. Yolumuza devam ettik. Neredeyse hemen de serpantinler başladı. Sonra, Buddist Tapınağı Palpung’a (Palpung sherabling) uğradık. Manastır 1490 metre yükseklikte yer almaktadır. Manastır çok geniş topraklara uzanmıştı. Burada yerleşen 300 aile vardı. Manastır çok bakımlı ve güzeldi.

Akşama doğru Mandi şehrinden geçiyorduk. Çok güzel Güney Hint tarzı Tapınakları vardı. Hava soğukluğu yavaşça düşüyordu. Manali’ye vardığımızda gece olmuştu.

Ertesi gün sabah ‘Hadimba’ Tapınağının Puja’sına katıldık. Bu Tapınak 1553 yılında inşaa edilmişti. İblis Hadimba Kali Tanrıçanın kendisi olarak kabul edilir. Bu yazımı okuyanlar belki der, nedir bu iblis, Tanrı v.s., aslında herşeyin ve hepsinin çok büyük anlamları var, araştırıp okumak lazım, sonra herşey anlaşılır diye düşünüyorum. Bu Tapınakta eskiden kurban edilirmiş. Ayrıca, Hadimba Bhishma’nın birinci eşiydi, Mahabharata destanını okuyanlar mutlaka bilir. Sabahtan şiddetli yağmur devam ediyordu ve bu yüzden Tapınakta fazla insan yoktu. Tapınağın yakınlarında Hadimba’nın oğlunun Ghatotkacha Tapınağı (Ghatotakch open tree temple) vardı. Aslında Tapınak olarak, Ghatotkacha’nın doğum yerine bir ağaç dikilmişti. Tapınağın etrafı inanılmaz güzellikte masal gibi, uzun, büyük ağaçlarla çevriliydi.

Tapınaktan sonra Solang’a gittik. Bu muhteşem bir karlı dağ yeri. Buraya bir sürü aktif tatil için gelenler ve hiçbir zaman kar görmemiş meraklı Hintliler de gelmişti. Yağmur artık kara dönüştü. Ayaklarımız tamamen ıslanmıştı. Her şeye rağmen mutlu ve memnunduk. Birkaç resim çekildik ve sonra Vasisth köyüne Rama ve Vasisth Tapınağına gittik. Vasisth Tapınağının yanında sıcak kaynak sular, erkek ve kadınlar için ayrı havuzlar var. Dışarısı soğuk, havuzda su ise 42 dereceyi gösteriyordu. Vasisth Tapınağından sonra ‘Manu Maharishi Mandir’ Tapınağına gittik.  Büyük su taşkınından sonra, buraya inmiş Manu (Hindu Nuh’u) tüm insanoğlunun dedesi olduğuna inanılmaktadır.

Akşam dört gibi hotele dönüp fazla eşyalarımızdan kurtulduktan sonra, ben dahil üç kızın doğum günü yemeğine gittik. Aslında bu benim en güzel doğum günü hediyemdi, Hindistan’daydım daha iyi ne olabilirdi ki :))

Ertesi gün Naggar köyünün yakınlarında olan Krishna Tapınağının Puja’sına  katıldık. Bu Tapınak 5000 yıllıktır. Efsaneye göre bu Tapınağı Pandava’lılar ziyaret etmişlerdi.

Sonrasında, Roerich’in müzesine ve yaşadığı evine gittik (International Roerich Memorial Trust). Nicholas Roerich 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başında yaşamış ve inanılmaz çok etkileyici resimler yapmış bir Rus sanatçıdır. Burada uzun zaman geçirdik. Muhteşem sanat eserleri, Rus kültürünün tanıtımı hepsi burada vardı. Roerich müzesinin yakınlarında ‘Tripura Sundara’ adlı Tapınağa gittik. Tapınağın sıradışı ahşap oymalı mimarisi vardı. O akşam alışveriş yaptık, yünlü çorap ve şapkalar aldık. Akşam da güzel bir yemeğimizi yedik.

Ertesi gün Manali’den Shimla şehrine yola koyulduk. İlk kez güneş açtı, diğer günler hep yağmurluydu. Akşama doğru Shimla’ya vardık. Himalayaların eteklerinde Shimla şehri Himachal Pradesh eyaletinin başkentiydi. Hava burda soğuk değildi.

Ertesi sabah yoga ve kahvaltıdan sonra bizim turumuz 2400 metre yükseklikte bulunan Jakhu Tapınağı (Jakhoo Tapınağı) ile başladı. Tapınağın çevresinde kocaman büyüklükte Hanuman’ın heykeli duruyor. Yüksekliği 108 fut, yaklaşık 33 metre civarındadır. Rehberimizin anlatımına göre, deniz seviyesinden yüksekliğine göre Dünya’da Rio de Janeiro’daki İsa’nın heykeli ve Hanuman heykeli ikisiymiş. Ayrıca, Tapınakta Hanuman’ın izi bulunmaktadır. Manali şehrinde ne kadar Kali Tapınakları çok ise, Shimla’da Hanuman Tapınakları çok bulunmaktadır. Tapınağa arabayla giderken önde oturan arkadaşımızın camı açıktı ve arkadaşımızın gözlüğünü maymun aldı gitti. Bize Tapınağa sopa ile çıkmamızı tavsiye ettiler. Sopa kiralaması 10 ruppi. Tabii ki de alan vardı, benim sopaya ihtiyacım yoktu. Her şey olacağına varır dedim ve Tapınağa çıktım. Burada maymunlar bayağı doluydu. Sonra ikinci kez arkadaşımızın gözlüğünü maymunlar çaldı, bir Hintli adam maymuna yiyecek verip gözlüğü geri aldı, sonra arkadaşımıza gözlüğünü 20 ruppi’ye iade etti. Biz bazı maymunların bu adam tarafından özel eğitildiğini düşündük.

Gezimize devam ettik. Hint, Moğol ve Rajastan minyatürleri içeren müzeye gittik  (Himachal state museum). Sonra yine bir başka Hanuman Tapınağına gittik. Ardından Shimla’nın ana caddesinde olan İsa’nın Katolik Kilisesine gittik. Oldukça kalabalıktı. Kiliseye çıkmamız için, iki kez asansöre binmemiz gerekirdi. Asansör ücretliydi. Şehirdeki evler üst üstte tepelerde inşaa edilmişti. Asansörle en tepeye vardıktan sonra, burada Shimla’nın muhteşem manzarasına hayran kalmıştık.

Sonraki gün Shimla’dan Rishikesh’e doğru yola çıktık. Yolumuz uzundu. Turistlerin ayak basmadığı farklı Hint köylerinden geçtik. Yolda bizim otobüsü karşılayan çocuklar ve büyükler gülümseyerek bize el sallıyorlardı.

Akşam sekiz gibi Rishikesh’teydik, RamJhula tarafında bir otele yerleştik. Ertesi günde Hindistan’ın en büyük, en renkli Holi festivalini kutladık. Ram Jhula’dan Laxshman Jhula’ya geçene kadar yolda renkli tozlar yüzümüze sürüldü ve her yerimize serpildi. Yolda biz de o renkli tozlardan alıp, gelen geçene toz attık ‘Happy Holiii’ diyerek. Sokağın ortasında herkes eğlenerek dans ediyordu biz de biraz katıldık. Çocuk gibi eğlendik, çok güzeldi. Toz yerine su dökenler de vardı. Islandık, renklendik ve bu şekilde holileşmiş olduk :)) Her tarafımız boyalıydı. Sonra Kutsal Ganj nehrine gidip, suyun çok soğuk olmasına rağmen attık kendimizi Kutsal Ganj nehrine. Kumsalda uzandık ve etrafı seyrederek keyif aldık.  Üstümüz biraz kuruduktan sonra ‘Budnath’ Tapınağına çıktık. Tapınağın en tepesine çıkıp oturduk biraz. Muhteşem manzarayla karşı karşıyaydık.

Ertesi gün Shivananda Ashramına gittik, sonra kendimizi bol bol alışverişe kaptırdık. Akşam ise, Gangaarti puja’sına katıldık. Herşey muhteşem ötesiydi.

Ve son durağımız Delhi idi.  Sabah Kutsal Ganga Ma ile vedalaştık. Rishikesh’ten Delhi’ye yolumuz uzundu. Delhi’ye vardığımızda akşam dokuz olmuştı. Yarı grubumuz trenle Varanasi’ye gittiler. Ben ve bir diğer arkadaşım Delhi’de kaldık. Main baazarda bir hotele yerleştik. Sabah kaldığımız hotelin karşısındaki kafenin terasında güzel kahvaltımızı yaptıktan sonra, Delhi şehrini gezmeye başladık.

İlk durağımız Lakshmi Narayan Tapınağı idi. Hindu Tapınağı Lakshmi Narayan 1933-1939 yıllarında inşaa edilmişti. Lakshmi bolluk, bereket, refah ve zenginlik Tanrıçası, Narayana Hindu Dininin en popüler Tanrısıdır ve Lakshmi’nin kocasıdır. Tapınak Hindu mitolojisinden oymalar ile dekore edilmişti.

Tapınaktan çıkıp Kutub Minaresine gittik. Tuğladan inşa edilmiş Dünya’nın en yüksek minaresidir. Minarenin inşaatı 1199 yılında başlamıştır. 1351 yılında 73 metrelik Minare sonunda tamamlanmıştı. Biraz ileride başka bir mucize M.Ö 4 asırda yedi metrelik meteorit demirden bir direk dikilmişti. ‘Chandragupta’ gizemli bir demir direk, 6,5 ton ağırlığındadır ve 1600-3000 yıl arası geçmesine rağmen hiç korozyona uğramamıştır. Hintliler bu kutsal direğe dokunmanın mutluluk getirdiğine inanıyorlar.

Kutub Minar ortaçağında yapılmış Hint-İslam mimarisinin eşsiz bir anıtıdır. Dünya’nın tuğladan yapılmış en yüksek minaresidir. Orta çağlarda, Kutub Minar Dünyanın harikalarından biri olarak kabul edilmişti. Kutub Minar’a hayran kaldım, eşsiz, nadir ve sanatsal bir tada sahipti. Tüm kompleks birkaç binadan oluşmaktadır.

Sonra Bahai Dua Evine gittik. Aynı zamanda Lotus Tapınağı olarak ta bilinir. Uzun kuyruktan sonra Lotus Tapınağının içine girip Dua ettik. Bahai Dua Evinin inşaatı 1986 yılında tamamlanmıştı ve Hindistan’da Tapınağın annesi olarak kabul edilir. Tapınağın etrafında güzel park bulunmaktadır. Tapınak her hangi bir din ayırımı yapılmadan herkese açıktır. Giriş ücretsizdir, fakat uzun sıra beklemeniz gerekiyor. Bahai öğretilerinin ana başlığı – Tanrı’nın tek olması, Din birliği ve insanoğlunun birliğidir.

Lotus Tapınağından çıkıp, rikşamıza bindikten sonra Kırmızı Fort’a gittik. Hindistan’ın en önemli tarihi eserlerden biri olan Red Fort’taydık. Kalenin inşaatına 1638 yılında Babür imparatorı Şah Cihan başlatmıştı ve 10 yıl sonra inşaat tamamlanmıştı. Sonradan diğer imparatorlar yeni binalar inşa ederek kompleksi genişletmişlerdi. Red Fort Delhi’nin en popüler turistlik yerlerinden biridir. Her sene İngiltere’den bağımsızlık yıldönümünde, 15 Ağustos’ta Hindistan Başbakanı buradan Hint halkına sesleniyor. Red Fort Delhi’nin en büyük tarihsel anıtıdır.

Akşam beşe yaklaşmıştı Delhi’nin diğer tarihi yerlerini ziyaret etmeye artık yetişemiyorduk.  Göremediklerimizi bir dahaki sefere bıraktık.

Bu şekilde, Delhi – Kurukshetra – Panchkula – Ambala – Amritsar – Dharamsala – Manali – Naggar – Shimla – Rishikesh – Delhi şehirlerinden geçerek İstanbul’a döndüm. Hindistan’ın dört farklı eyaleti ve üç din, Sihizm, Budizm ve Hinduizm’le yakından tanıştık.

Hindistan yoğun, canlı, alacalı, rengarenk ve tevekkur ile doludur. Çok özleyeceğim seni çok. Bir dahaki sefere kadar hoşça kal Hindistan’ım diyorum :))

Hari Om Tat Sat

 

Kurukshetra

 

Amritsar / Pencap 12828319_10209017948751734_6173426264618678045_o 11245816_10209017960712033_8856738994185502107_o 12819272_10209017959512003_6132581391731833631_o 7496_1302026126491127_2545460352198703806_n 12813950_1302026196491120_8625274603107143099_n 12718381_1317339318293141_5900825272614564572_n 1545221_1302026886491051_5315163571889304333_n 1916462_1302026319824441_1890842177819472559_n10259779_1302026096491130_8496725569298115972_n 12805656_1302026396491100_4490604283844789158_n10509640_1302026559824417_5969702390769975776_n

 

Hindistan Pakistan sınıralrının kapanış töreni

 

 

Dharamsala / Shimla / Naggar / Manali

 

Rishikesh

 

Delhi

Reklamlar

One thought on “2016 MART HİNDİSTAN GEZİMDEN

  1. Geri bildirim: Hindistan Yoga Turları | Ayman ile Yoga ve Sağlıklı Yaşam

Bir Yanıt Bırakın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s